Çocuk Olmak



Ne zor bir yazı konusu seçtim böyle dedim içimden daha ilk kelimeye başlarken. Ya uzun uzun anlatmalı ya susmalı cinsinden bir şey, çocuk olmak konusu, ben en iyisi lafı çok dolandırmayayım da bir alıntıyla başlayıvereyim. Bakınız ne diyor Picasso; “Rafael gibi resim yapmak dört yılımı aldı, bir çocuk gibi resim yapmaksa bütün ömrümü.” Beyliktir belki ama çok etkiler beni bu laf, ‘büyümek’ ne demekmiş onu öğretiverir bir çırpıda. Ve sonra ekler; “Bütün çocuklar sanatçıdır. Mesele, büyüyünce sanatçı olarak kalabilmektir.” Sonra düşündürür insanı, ‘neden sadece sanat için geçerli olsun bu’ diye, pekala bütün çocuklar bilim adamı, felsefeci veya mistik değil mi? Hangi çocuk bahçede oynarken taşları kaldırıp altından çıkan kırkayakları incelemez, börtü böcekle Frankenstein deneyleri yapmaz? (Yazarken bu acaba bana has bir şey miydi diye düşünmedim değil ya neyse) Hangisi sormamıştır güneşi, ayı, dünyayı, sonsuzluğu da geçmemiştir kendinden bilinmeyenle? Veya dikmemiştir gözlerini boşluğa öyle aval aval ağzı bir karış açık? ...Ki sonra bunun çocukların kendiliğinden, anın içinde, farketmeksizin yaptıkları bir çeşit meditasyon olduğunu öğrendiğimde kendimce sevinmiştim :)


Picasso devam ediyor;


“Herkes resimleri anlamaya çalışır. Neden kuşların cıvıltısını anlamaya çalışmazlar? Neden bir geceyi, bir çiçeği, kendilerini kuşatan her şeyi, hiç anlamaya çalışmadan severler? Oysa konu bir resim olduğunda anlamak isterler.”

Ne güzel demiş! Çocuk öyle ki ‘mevcut’ olanın hakkını ‘anın içindeyken’ teslim ediyor, nefes alış veriş kadar doğal… (Ki çocuklar doğal olarak doğru diyafram nefesi alıp veriyorlar o da ayrı bir konu) Evrenin tümünü kendine konu edinmiş durumda çocuk; açık, paletinde sonsuz malzeme ve renk var, fırça darbeleri doğal ve akıcı, filtresiz… ‘Olan’ı sınıflandırmadan, yargılamadan, kavramsallaştırıp analize boğmadan… Bir yandan teslimiyette, bir yandan da istediklerini kırmadan, kırılmadan, kalpten dile getirebilme cesareti var hala…


Sanatsal ilham dediğimiz de, bir açıdan ‘sıradan’ın içindeki ‘yeniyi’ ve ‘coşkuyu’ duyabilecek bir kulak temizliği, bir ‘başlangıç zihni’ değil mi?… Yani ‘oyun’... Çocuk; masumiyet ve ‘unutabilme’ kapasitesi demek, kendi kendini döndürebilen bir tekerlek gibi, Nietzche’nin demesiyle kutsal bir ‘evet’! E bırakalım da çocuk bize öğretsin o zaman...


Cennetten Düşüş


Lakin sonra bir şeyler oluyor, Adem’in cennetten kovuluşu gibi bir ‘hapı yutma’ hikayesi ki sormayın, çocuk ruhumuz ‘bilinç’ tarafından mühürleniveriyor, hayat artık ‘bize ait’ bir şey değil de biz hayatın içinde sınavlar veren bir ‘parça’, ‘atılmış’ bir kimlik olarak buluyoruz kendimizi, hani meşhur varoluşçuların söylediği gibi; “insan dünyaya fırlatılmıştır”. Artık, geliştirdiğimiz beceriler sanki bize aitmiş gibi gelmez, çok az gerçek tatmin elde ederiz, çoğunlukla yapmış olduğumuz şeylerden dolayı gurur duymayı bir kenara bırakırız, takdir edilmekten etkilenmeyiz… İçimizde bir parça donar. Ah kendi kalıplarımızı kırıp o donmuş çocuğu uyandırabilsek keşke! Bakınız ne diyor Enneagram yazarlarından Sandra Maitri;


“Çocuk ruh devam eden bilinçli yaşamın bir parçası değilse eksik hissederiz, onunla bağlantıda olmadığımız zaman yaşamın gerektirdiği ne kadar yetişkin işi varsa yapabiliriz belki fakat onların içinde kalbimizi hissetmeyiz. Kalbimiz bağlantı kopmuş hisseder, ruhumuzsa sanki önünde bir engel ya da bariyer varmış gibi… Yaşamlarımız donuk, sıkıcı, mekanik, gerçek tat ve coşkudan yoksun hissedilir.”

Dahası var, çocuk ruh ‘yetişkin’ olan yanımıza bir ‘tehdit’ ve tehlike haline geliyor zamanla. Kendi özünü kendisine tehdit gibi algılatan bir şu ‘sınırlı benlik’; biraz ‘yenik’ savaşçı hikayesi… Onu gizli kapaklı tutmaya çalıştıkça susacak sanıyoruz ama o her eylemimizde arkadan bilinçdışı konuşmaya devam ediyor o da ayrı bir konu…


Hayal Et


Sonra Picasso lafı yine başka bir ilham kaynağına atıyor; Marc Chagall’a, ‘çocuk’ resimleri çizen başka bir harika ressama; “Chagall bu imgeleri nereden buluyor bilmiyorum, kafasında bir melek olsa gerek.” diyor onun için. Chagall’da yanıt veriyor; “I am a child who is getting on”, yani “ben devam edebilen bir çocuğum”... Bakar mısınız bahsedilen niteliğe! İş yaşamı açısından bakalım; çocuğun açıklığı & esnekliği ile yetişkin disiplinini birleştirmek... İlham almak isteyen için bundan ala ‘liderlik yetkinliği’ mi var mesela?



“Yapabileceğini düşünen yapabilir, yapamayacağını düşünen ise yapamaz. Bu tartışmasız, değişmez kuraldır.” Picasso

Amerikalı karikatürlü gülmece kitapları yazarı Christopher Moore’da şöyle diyor; “çocuklar mucizeler görürler, çünkü onu ararlar!" “Ne ararsan onu bulursun” demiyor mu büyükler, e şimdi bir sor kendine ne arıyorum ben diye… Nelerden vazgeçtim büyürken… Neyi merak ediyorum en çok… Sor ki oyun alanı açılsın çocuk ruha da şanslıysak birazcık bayram giriversin eve…


Fiziği anlamak, ‘çocukların oyununu’ anlamanın yanında ‘çocuk oyuncağı’ gibi… Einstein

Ve bitirirken bir fotoğraf;

Emrah Akbalaban

42 görüntüleme

© 2023 by Conscious Business.

  • Black Instagram Icon