Geleceğin Çalışma Yaşamı Hakkında Yorumlar - 3


İK’nın Gerekliliği ve Önceliği Üzerine…


“İK’nın gerekliliği” tartışması aslında yeni değil. Baştan söyleyeyim, İK’cıların alınmasına gerek yok çünkü bu yazı silikon vadisi esinli radikal ve ‘uygulanamaz’ bir “İK’yı yürürlükten kaldırma teorisi” ortaya atmaktan ziyade, önemli bir soruyu diri tutmak için yazıldı; İK yaptıklarını neden yapıyor? (Örn. neden performans yönetimi sistemi var? Ve daha bir çok süreç, odak, uygulama…) Ve olmasa ne olur? Başkalarında var diye mi var, yoksa gerçekten organizasyona has bir ihtiyaçtan mı besleniyor? İK’nın yaptıklarının gerekliliği ve geleceğin İK’sı üzerine düşünenlerdenseniz bu yazıya buyrun…


Neden diye sorarak başlamak?


Simon Sinek’in meşhur TED konuşmasını bilirsiniz; ‘Neden diye sorarak başla’... Ne yaptığına ve nasıl yaptığınına odaklanmak kadar, neden yaptığına da odaklan dediği… "NEDEN?" diye sormak... Elon Musk uzaya gidip geri gelebilen roket inşa ederken (SpaceX) veya sadece birkaç arabanın geçebileceği tünellerle Amerikan şehirlerinin atını oyarken (The Boring Company) sormuş bunu ve belli paradigmaları & şartlanmaları kırmayı becermiş: uzaya giden ama gelemeyen roketler yerine neden “geri gelebilenini” yapmayalım? Veya çok geniş ve kazması maliyetli tüneller yerine neden “sadece 1 araba genişliğinde tüneller” inşa etmeyelim?

İK mesleğinde var biraz bu ezbercilik, bilmiyorum katılır mısınız? “Sınıftan geri kalma korkusu…” da diyebiliriz. Başka şirketin değerlerini kendi web sitesine “copy paste” eden şirket bile gördüm, ve şaşırdım mı, pek değil. Mesela bakıyorsunuz, kurumların %66’sı Performans Yönetimi uygulamalarından memnun olmadığı ortaya çıkıyor. Veya kurumların %60’ı performans yönetimini çalışanların yaratıcılığını ve girişimciliğini desteklemeyen, hatta kimi yerde çalışan bağlılığını negatif etkileyen bir süreç gibi görmesine rağmen yapmış olmak için yaptığını itiraf ediyor.* (PwC’de 2019’da 15+ sektörden 150’dan fazla kurumun katıldığı Türkiye’de yaptığımız, İstanbul'da ve İzmir'de lansmanlarını gerçekleştirdiğimiz araştırmanın sonuçlarından…) Ancak bir şeyleri değiştirmek ya çok uzun sürüyor, ya da buna hiç cesaret edilemiyor.

O nedenle İK’nın bakış açılarını “O’dan” sorgulaması gerektiğini düşünüyorum; bu bakış açısını önemsiyorum. Pandemi sonrasının yeni paradigmalarını cesur organizasyonlarının yaratacağını düşünürsek (ki önceki serilerde görebilirsiniz, araştırma sonuçları bunu ortaya koyuyor…) biraz özgünlük ve yaratıcılıktan bir şey olmaz diyorum. O halde bakış açımızı değiştirmeye yardımcı olabilecek örnek bir modelden bahsedelim.


Dışarıdan İçeriye Bir Yaklaşımdan

İçeriden Dışarıya Bir Yaklaşıma


4 Dünya Senaryosundan İK rollerine, İK Rollerinden Uygulamalara…

Neden?


Bir önceki yazıda çalışma yaşamının geleceğini yorumlayan 4 Dünya senaryosundan bahsetmiştim. Bu veya buna benzer bir modeli merkeze koyarak, “biz bu senaryoda neredeyiz, neyiz ve ne olmak istiyoruz?” diye sorarak başlayabilirsiniz. Çünkü oluşabilecek 4 farklı yanıta göre 4 farklı İK modeli ve 4 farklı uygulama seti ortaya çıkıyor aslında… Bunu daha detaylı anlamak isterseniz şu makaleye göz atın. (Tıklayın)


Hatırlatmak gerekirse, örneğin inovatif kırmızı dünyanın İK önceliklerinin başında “dış kaynak kullanımı ve otomasyon” geliyorken, kurumsal mavi dünyada ana ihtiyaç “analitik bir yetenek yönetimi”… Veya “öncelik insan diyen” sarı dünyada esnek çalışma modellerini kurgulamak bir öncelik iken “sorumlu yeşil organizasyonlar” için “değerler ve kültür” ön plana çıkıyor, gibi…


4 Dünya Senaryosu